Bir Annenin Kim Olduğunu Seçen Sarılma

Bahçedeki davet kusursuz görünüyordu. Beyaz masalar sıcak ışıklı fenerlerin altında parlıyor, ağaçların arasında hafif bir müzik duyuluyor, konuklar sanki bir dergi çekimindeymiş gibi gülümsüyordu.

Bahçenin ortasında, herkesin saygı duyduğu zengin dul adam Alexander duruyordu. Yanında küçük oğlu Leo vardı. Leo, tahta arabasını ellerinin arasında sıkıca tutuyordu.

Eşinin ölümünden sonra Alexander hep aynı şeyi duymuştu: Çocuğun bir anneye ihtiyacı var. Sadece bir bakıcıya değil. Sadece evde duran bir kadına değil. O soğuk ve sessiz eve yeniden sıcaklık getirecek birine.

O akşam birçok konuk, Alexander’ın Viktoria ile nişanını açıklayacağını düşünüyordu. Viktoria güzeldi, zarifti, saygın bir aileden geliyordu. Gümüş renkli elbisesi bütün bakışları üzerine çekiyor, gülümsemesi ise sanki kendisini çoktan bu evin hanımı olarak görüyordu.

Ama Alexander konuklara bakmıyordu.

Oğlunu izliyordu.

Viktoria çimenlerin üzerine doğru yürüdü, kollarını açtı ve Leo’ya gülümsedi.

“Gel buraya, canım. Korkma.”

Konuklar sessizleşti. Bazıları o duygusal anı çekmek için telefonlarını bile hazırladı.

Alexander oğlunun yanına çömeldi.

“Kalbin kimi seçiyorsa ona git,” diye fısıldadı.

Leo Viktoria’ya baktı. Kadın güzel, parlak ve kendinden emindi.

Sonra bakışları onun arkasına kaydı.

Servis kapısının yanında Maria duruyordu. Evin hizmetçisiydi. Üzerinde sade bir elbise vardı, elleri yorgundu, boş bardaklarla dolu bir tepsi tutuyordu. Kimse onu gerçekten fark etmiyordu.

Ama Leo kötü rüyalar gördüğünde yatağının yanında oturan Maria’ydı. Sütünü çok sıcak sevmediğini, gece kapının biraz açık kalmasını istediğini ve aynı eski masal okununca gülümsediğini bilen oydu.

Birden Leo koşmaya başladı.

Viktoria’ya değil.

Maria’ya.

Küçük kollarıyla onun beline sarıldı ve yüzünü önlüğüne sakladı.

Maria donup kaldı.

“Leo… neden bana?” diye fısıldadı, gözleri dolarak.

Bahçe sessizliğe büründü.

Viktoria’nın gülümsemesi kayboldu.

Alexander yavaşça ayağa kalktı. Önce pahalı elbiseli kadına, sonra oğlunun kaybetmekten korkar gibi sarıldığı sade kadına baktı.

“Bu eve yakışacak kadar zarif bir kadın aradım,” dedi sessizce. “Ama oğlumun zarafete ihtiyacı yokmuş.”

Maria’nın yanına geldi ve elini Leo’nun omzuna koydu.

“Onun sevgiye ihtiyacı vardı. Ve bana onu nerede bulduğunu gösterdi.”

Maria utançla başını salladı.

“Ben sadece onunla ilgilendim, efendim.”

Alexander yumuşak bir sesle cevap verdi:

“Hayır. Kimse senden istemediği halde onu sevdin.”

O akşam konuklar anlatacak çok şeyle evden ayrıldı.

Ama Leo, kalbinin seçtiği kadının elini bırakmadan huzurla uyudu.

Alexander ise şunu anladı: Bir anne elbisesinden, soyadından ya da masadaki yerinden anlaşılmaz.

Anne, bir çocuğun sıcaklık aradığında koştuğu kişidir.

Share to friends
Rating
( No ratings yet )
Leave a Reply

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: