Holdingin Sahibi Olan Temizlikçi

Lüks holdingin giriş holü cam ve mermerden yapılmış bir saray gibiydi. Yüksek tavanlar, parlayan zeminler, resepsiyonun yanında pahalı koltuklar ve ellerinde dosyalarla hızlı hızlı yürüyen çalışanlar… Her şey güç, para ve kusursuzluk hissi veriyordu.

Resepsiyonun yanında bir temizlikçi kadın sessizce yerleri siliyordu. Üzerinde sade bir üniforma, ellerinde lastik eldivenler vardı. Yanında iki sarı uyarı levhası duruyordu: “Dikkat, kaygan zemin.”

Adı Vera Hanım’dı.

Binadaki çoğu kişi için o sadece görünmez bir çalışandı. Yanından geçilen, yüzüne bakılmayan, selam bile verilmeyen biri.

Ama Vera Hanım her şeyi görüyordu.

Birkaç haftadır bu üniformayla holdinge geliyordu. Çalışanların, kendilerine hiçbir fayda sağlayamayacak insanlara nasıl davrandığını izliyordu: güvenlik görevlilerine, şoförlere, asistanlara, temizlikçilere. Çünkü otuz yıl önce kurduğu bu holdingde en önemli görevlerden birini kime emanet edeceğine karar vermesi gerekiyordu.

O sabah Elena içeri girdi.

Üzerinde çok pahalı bir iş takımı vardı. Topuklu ayakkabıları mermer zeminde sert ses çıkarıyor, bakışları kendinden emin ve soğuktu. Herkes onun holdingde güçlü bir pozisyona aday olduğunu biliyordu. Holde, sanki bina şimdiden ona aitmiş gibi yürüyordu.

Vera Hanım başını kaldırdı.

“Affedersiniz hanımefendi, burası kaygan. Lütfen dikkatli olun.”

Elena bir anda durdu ve ona tepeden baktı.

“Bana yürümeyi öğretme.”

“Ben sadece düşmenizi istemedim,” dedi temizlikçi kadın sakin bir sesle.

Elena soğukça gülümsedi.

“Sen kendi kovana bak.”

Sonra ayağıyla kovaya sertçe vurdu.

Su mermer zemine yayıldı.

Bütün hol sessizliğe gömüldü.

Çalışanlar oldukları yerde kaldı. Resepsiyondaki kız elini ağzına götürdü. Kimse konuşmaya cesaret edemedi.

Vera Hanım yavaşça başını kaldırdı.

Elena ceketini düzeltti, yarattığı sessizlikten memnun görünüyordu.

Tam o anda asansör kapıları açıldı.

İçeriden yaşlı bir adam çıktı. Yönetim kurulu başkanıydı. Binadaki herkes onu tanırdı. O göründüğünde en kibirli yöneticiler bile duruşunu değiştirirdi.

Adam önce yere dökülen suya, sonra Elena’ya baktı.

“Elena Hanım,” dedi sakin bir sesle, “kurucumuzla tanıştınız mı?”

Elena’nın yüzü soldu.

“Kurucunuz mu?”

Başkan, temizlikçi kadına büyük bir saygıyla döndü.

“Vera Hanım bu holdingi otuz yıl önce kurdu. Küçük bir ofis ve iki çalışanla.”

Elena’nın tüm özgüveni bir anda yok oldu.

Vera Hanım yavaşça eldivenlerini çıkardı ve temizlik arabasının üzerine bıraktı.

“Ben yeri silmiyordum çünkü mecburdum,” dedi sessizce. “İnsanların, gücün onları izlemediğini sandıkları anda nasıl davrandığını görüyordum.”

Elena cevap veremedi.

Vera Hanım mermerin üzerindeki suya baktı.

“Bir şirket zararları, krizleri ve hataları atlatabilir. Ama kendinden aşağı gördüğü insanları aşağılayan yöneticilerle ayakta kalamaz.”

Ertesi gün Elena’nın adı aday listesinden silindi.

Sarı “Dikkat, kaygan zemin” levhası ise resepsiyonun yanında birkaç gün daha kaldı.

Zemin hâlâ ıslak olduğu için değil.

Herkes şunu hatırlasın diye: kibir bazen insanı sudan daha hızlı kaydırır.

Share to friends
Rating
( No ratings yet )
Leave a Reply

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: