Başlık: Yirmi Yıllık Bir Borç: Tesadüfen Verilen Bir Çörek Bir Kaderi Nasıl Değiştirdi

Buz gibi kasım rüzgârı, bomboş sokakları acımasızca kırbaçlıyor, az sayıdaki yoldan geçenleri yüzlerini paltolarının yakalarına saklamaya zorluyordu. Dokuz yaşındaki Mia, küçük bir fırının parlak ışıklı vitrininin önünde duruyordu. İnce ceketi onu soğuktan korumaya yetmiyordu; karnı ise yeni pişmiş tarçınlı ekmeğin baş döndüren kokusuna dayanamayarak gurulduyordu.

Kapının zili çaldı ve eşikte Anna belirdi. Fırıncının yardımcısıydı; yorgundu ama yüzündeki sıcak gülümseme hiç eksik olmazdı. Titreyen çocuğu görünce hiç düşünmeden Mia’nın elini nazikçe tuttu ve onu sıcak dükkânın içine aldı. Bir dakika sonra kızın önünde sıcak hamur işleriyle dolu bir tabak ve içini ısıtacak bir fincan çay vardı.

— Burada neler oluyor?! — diye gürledi dükkân sahibinin sesi.

Kırmızı yüzlü, iri yapılı adam arka odadan hışımla çıktı.

— Burası hayır kurumu değil, Anna! Onu hemen dışarı çıkar!

Küçük kız korkuyla büzüldü ve tabağı kendinden uzaklaştırdı. Ama Anna, Mia’nın ince omzuna elini koydu.

— Bunu maaşımdan öderim, — dedi sakin ama kararlı bir sesle, öfkeli patronunun gözlerinin içine bakarak. — Hem iyilik ve merhamet, çok şükür, hiçbir şeye mal olmaz.

Patron küçümseyerek homurdandı ve kapının arkasında kayboldu. Mia, minnet gözyaşlarını yutkunarak sessizce fısıldadı:

— Bunu asla unutmayacağım.

Yirmi yıl geçti.

Zaman fırına acımamıştı. Eski sahibi çoktan iflas etmiş ve ortadan kaybolmuştu. Anna ise yılların ağır çalışmasıyla yaşlanmış, beli bükülmüş halde, bankanın borçlar yüzünden dükkânı elinden alacağı son günlerini burada geçiriyordu. Boş masaları siliyor, yarın gidecek hiçbir yeri olmayacağını acıyla düşünüyordu.

Kapının üzerindeki küçük zil hafifçe çaldı.

İçeri, sade ve şık bir palto giymiş zarif bir genç kadın girdi. Anna yorgun bir gülümsemeyle ona bakıp kapalı olduklarını söylemeye hazırlanıyordu. Ama yabancı kadın sessizce tezgâha yaklaştı ve önüne kalın bir zarfla bir anahtar demeti bıraktı.

— Affedersiniz, ama artık hiçbir şey satmıyoruz, — dedi Anna alçak sesle, tezgâhın üzerindeki görünmez tozu siler gibi yaparak.

— Ben bir şey satın almaya gelmedim, — dedi kadın, sesi duygudan titreyerek. — Ben bir borcu ödemeye geldim.

Anna titreyen elleriyle zarfı açtı. İçinde, tam da bu binaya ait tapu belgesi vardı. “Sahibi” yazan bölümde, özenli bir el yazısıyla Anna’nın kendi adı yazılıydı.

Genç kadın, şaşkınlıktan donakalan Anna’ya baktı. Gözleri, yirmi yıl önce sıcak bir çöreğe umutla bakan o küçük kızın gözleriydi.

— Siz bana iyiliğin hiçbir şeye mal olmadığını söylemiştiniz, — dedi Mia, gözyaşını silerek gülümsedi. — Ama benim için o iyilik, koca bir hayat değerindeydi. Artık bu fırın sizin.

Share to friends
Rating
( No ratings yet )
Leave a Reply

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: